Kimyasal peeling, dermatolojide uzun yıllardır kullanılan etkili bir cilt yenileme yöntemidir. Cildin üst tabakası, kontrollü biçimde soyularak daha genç ve sağlıklı deri katmanlarının ortaya çıkması sağlanır. Bu işlem, kimyasal ajanlar yardımıyla hasar görmüş cilt yüzeyinin yenilenmesine katkı sunar. Genellikle 1-2 haftalık aralarla planlanmaktadır. Ortalama dört seanslık uygulamalar, ince çizgiler, güneş hasarı ve akne izleri üzerinde belirgin iyileşme sağlar.
Kimyasal peeling uygulaması, işlem derinliğine göre yüzeysel, orta ve derin olarak üç farklı şekilde yapılmaktadır. Hafif ve orta düzeydeki peeling işlemleri, uzun yıllardır güvenle uygulanmaktadır. Ayrıca bu yöntem, yaşla birlikte yavaşlayan cilt yenilenme sürecini hızlandırmaktadır. Böylelikle daha pürüzsüz bir görünüm elde edilmesini sağlar. Bu nedenle kimyasal peeling, cilt gençleştirme ve leke tedavilerinde dermatologlar tarafından sıklıkla tercih edilen modern bir uygulamadır.
Kimyasal peeling, cildin üst tabakasında kontrollü bir soyulma sağlayan kimyasal solüsyonların uygulanmasıyla gerçekleştirilen bir işlemdir. Bu işlemde, asidik formülasyona sahip çözeltiler kullanılmaktadır. Böylece epidermiste belirli bir derinlikte kontrollü hasar oluşturulmaktadır. Bu kontrollü süreç, cildin yenilenmesini uyararak daha canlı, parlak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırır. Aynı zamanda kolajen ve elastin üretiminin artması sağlanarak cilt tonu eşitliği ve akne izi azalması desteklenmektedir.
Kimyasal peeling uygulaması, farklı asit türleriyle yapılmaktadır. Glikolik asit, salisilik asit, trikloroasetik asit (TCA) ve Jessner solüsyonu en yaygın kullanılan ajanlardandır. Özellikle TCA peeling, altın standart olarak kabul edilmektedir. Bu ajanlar sebum üretimini azaltır, anti-enflamatuvar etki gösterir ve cilt dokusunu dengeler. Uygulama sonrası cilt daha pürüzsüz, yumuşak ve homojen bir görünüme kavuşur. Böylece bu işlem, cilt yenileme ve gençleştirme alanında etkili bir yöntem olarak öne çıkar.
Kimyasal peeling türleri, uygulamanın ciltteki etki derinliğine göre üç grupta sınıflandırılmaktadır. Yüzeysel, orta ve derin kimyasal peeling uygulamaları, farklı asit türleriyle gerçekleştirilmektedir. Her uygulama derinliği, kullanılan ajanların yoğunluğuna ve ciltte hedeflenen yenilenme düzeyine göre değişiklik gösterir.
Yüzeysel peeling işlemlerinde epidermis tabakası soyularak yenilenme sağlanır. Bu aşamada %10–25 trikloroasetik asit (TCA), Jessner solüsyonu veya alfa hidroksi asitler (AHA) tercih edilmektedir.
Yağlı ciltler için salisilik asit (BHA) kullanılarak sebum dengesi sağlanır.
Orta derinlikteki kimyasal peeling uygulamaları, papiller ve üst retiküler dermise kadar etki eder. Bu seviyede %35–50 TCA veya TCA–glikolik asit kombinasyonu uygulanır.
Derin peeling işlemlerinde ise %88 fenol kullanılmaktadır. Fenol, güçlü yenilenme etkisi sağlasa da kalp ve karaciğer üzerinde yan etki oluşturabileceği için dikkatli şekilde uygulanmalıdır.
Kimyasal peeling, ciltteki birçok estetik ve dermatolojik problemin tedavisinde yaygın olarak tercih edilmektedir. Bu yöntemle akne izleri, güneş ve yaş lekeleri, çiller, melazma gibi sorunlarda etkili sonuçlar elde edilmektedir. Ayrıca aktif akne tedavisini destekleyerek cilt tonu eşitsizliklerini azaltır ve daha pürüzsüz bir görünüm sağlar.
Ancak her birey bu işleme uygun olmamaktadır. Hamilelik, aktif uçuk veya açık yara varlığı durumlarında işlem uygulanmamaktadır. Ayrıca son 6–12 ay içinde izotretinoin tedavisi görenler, aspirin alerjisi olanlar veya fotoduyarlılık riski taşıyan ilaç kullanan kişiler dikkatle değerlendirilmelidir. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, keloid öyküsü bulunanlar ve yoğun güneş maruziyeti olanlarda da uygulama önerilmemektedir. Bu nedenle, kimyasal peeling öncesinde mutlaka dermatolog muayenesi yapılmalıdır. Tedavi planı kişiye özel hazırlanmalıdır.

Kimyasal peeling uygulaması, işlem öncesinde cildin özel temizleyicilerle hazırlanmasıyla başlar. Göz çevresi dikkatle korunarak uygulama genellikle alın bölgesinden başlanıp çene hattına doğru ilerletilmektedir.
Yüzeysel peeling işlemleri AHA ve BHA asitleriyle yaklaşık 15 dakika içinde tamamlanır.
Orta derinlikte peeling, trikloroasetik asit (TCA) ile 1–2 ay aralıklarla tekrarlanmaktadır.
Derin peeling ise fenol ile ameliyathane koşullarında uygulanmaktadır. Genellikle tek seansta gerçekleştirilmektedir.
İşlem sonrasında kızarıklık, kuruluk ve hafif ödem oluşması beklenen durumlardandır. İyileşme süresi, uygulamanın derinliğine göre 1 ila 14 gün arasında değişir. Bu süreçte güneş koruyucu kullanımı ve nemlendirici bakım büyük önem taşır. Cilt soyulma sürecindeyken kaşımak veya dış müdahalede bulunmak kesinlikle önerilmemektedir. Uygulama sonrasında cildin dokusunu ve parlaklığını iyileşmektedir. Ancak işlemin güvenli ve etkili olabilmesi için mutlaka uzman dermatolog kontrolünde yapılması gerekir.
Cildin üst tabakasını kontrollü bir şekilde soyarak alt katmanlardaki daha genç ve sağlıklı cildi ortaya çıkarır. Bu işlem, cilt yenilenmesini hızlandırır, ton eşitsizliklerini giderir ve kolajen üretimini artırır.
Genellikle 1-2 hafta ara ile ortalama 4 seans kimyasal peeling uygulaması yapılır. Ancak tedavi edilen cilt sorununun türüne ve şiddetine bağlı olarak seans sayısı değişebilir.
Akne izleri, güneş lekeleri, ince çizgiler, genişlemiş gözenekler, cilt tonu eşitsizlikleri ve yaşa bağlı lekeler gibi birçok cilt sorununun tedavisinde etkilidir.
İşlem sonrası en az 30 faktörlü güneş kremi kullanılmalı, nemlendirici sürülmeli ve doktorun önerdiği bakım ürünleri uygulanmalıdır. Ayrıca cildi kaşımaktan ve her türlü soyma işleminden kaçınılmalıdır.
Hamilelere, son 6-12 ay içinde izotretinoin tedavisi alanlara, aktif cilt enfeksiyonu olanlara, hipertrofik skar ve keloid hikayesi olanlara ve bazı ilaçları kullananlara kimyasal peeling uygulanmaz. Uygulama öncesi mutlaka bir dermatologa danışılmalıdır.
Haber, Duyuru, ve her türlü gelişmeden haberdar olmak için e-bülten aboneliğini yaptırınız